اَللّٰهُ اَكْبَرُ deyip, onlardan ellerini çekip, hizmet-i Mevlâ için el bağlayıp, Daim-i Bâki'nin huzurunda kıyam edip; اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ demekle kusursuz kemâline, misilsiz cemaline, nihayetsiz rahmetine karşı hamd ü sena edip; (1)اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُ demekle muinsiz rububiyetine, şeriksiz ulûhiyetine, vezirsiz saltanatına karşı arz-ı ubudiyet ve istiane etmek;

• hem nihayetsiz kibriyasına, hadsiz kudretine ve aczsiz izzetine karşı rükûa gidip, bütün kâinatla beraber zaaf ve aczini, fakr ve zilletini izhar etmekle, (2)سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَظ۪يمِ deyip, Rabb-i Azîm'ini tesbih edip;

• hem zevalsiz cemal-i zatına, tagayyürsüz sıfât-ı kudsiyesine, tebeddülsüz kemâl-i sermediyetine karşı secde edip, hayret ve mahviyet içinde terk-i masiva ile muhabbet ve ubudiyetini ilân edip, hem bütün fânilere bedel bir Cemil-i Bâkî, bir Rahîm-i Sermedî bulup, (3)سُبْحَانَ رَبِّىَ اْلاَعْلٰى demekle zevalden münezzeh, kusurdan müberra Rabb-i Âlâ’sını takdis etmek;

• sonra teşehhüd edip, oturup bütün mahlûkatın tahiyyat-ı mübarekelerini ve salavat-ı tayyibelerini kendi hesabına o Cemîl-i Lemyezel ve Celîl-i Lâyezal'e hediye edip ve Resul-i Ekremine selâm etmekle biatını tecdid ve evâmirine itaatini izhar edip ve imanını tecdid ile tenvir etmek için şu kasr-ı kâinatın intizam-ı hakîmânesini müşahede edip Sâni-i Zülcelal'in vahdaniyetine şehadet etmek;

• hem saltanat-ı rububiyetin dellâlı ve mübelliğ-i marziyatı ve kitab-ı kâinatın tercüman-ı âyâtı olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm'ın risaletine şehadet etmek demek olan mağrib namazını kılmak ne kadar latif, nazif bir vazife, ne kadar aziz, leziz bir hizmet, ne kadar hoş ve güzel bir ubudiyet, ne kadar ciddî bir hakikat ve bu fâni misafirhanede bâkiyâne bir sohbet ve daimâne bir saadet olduğunu anlamayan adam, nasıl adam olabilir!

• İşâ vaktinde ki o vakit, gündüzün ufukta kalan bakiye-i âsârı dahi kaybolup, gece âlemi kâinatı kaplar. (4)مُقَلِّبُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ olan Kadîr-i Zülcelâl'in o beyaz sahifeyi bu siyah sahifeye çevirmesindeki tasarrufat-ı Rabbaniyesiyle, yazın müzeyyen yeşil sahifesini kışın bârid beyaz sahifesine çevirmesindeki (5)مُسَخِّرُ الشَّمْسِ وَالْقَمَرِ olan Hakîm-i Zülkemâl'in icraat-ı İlâhiyesini hatırlatır. Hem mürur-u zamanla ehl-i kuburun bakiye-i âsârı dahi şu dünyadan kesilmesiyle

_______________

1. Ancak sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz. (Fatiha Suresi: 5.)

2. Yüce olan Rabbimi her türlü noksandan tenzih ederim.

3. En yüce olan Rabbimi her türlü noksandan tenzih ederim.

4. Gece ve gündüzü çeviren. (Bkz. Nur Suresi: 44.)

5. Güneşe ve Aya boyun eğdiren. (Bkz. Ra’d Suresi: 2.)