Evet öyledir. "Nokta" namında bir risalede haşir bahsinde şu ayetin ifade ettiği hakikati tafsilen yazmışım; burada, yalnız bir kısım temsilâtıyla hülâsasına bir işaret edeceğiz. Eğer istersen o Noktaya müracaat et.(1)
Meselâ: (2)وَلِلّٰهِ الْمَثَلُ اْلاَعْلَى –temsilde kusur yok– nasıl ki nuraniyet sırrıyla, güneşin cilvesi, kendi ihtiyarıyla olsa da bir zerreye sühuletle verdiği cilveyi, aynı sühuletle hadsiz şeffafata da verir.
Hem şeffafiyet sırrıyla, bir zerre-i şeffafenin küçük göz bebeği, güneşin aksini almasında, denizin geniş yüzüne müsavidir.
Hem intizam sırrıyla, bir çocuk parmağıyla gemi suretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir.
Hem imtisâl sırrıyla, bir kumandan bir tek neferi bir arş emriyle tahrik ettiği gibi, bir koca orduyu da aynı kelime ile tahrik eder.
Hem muvazene sırrıyla, cevv-i fezada bir terazi ki, öyle hakikî hassas ve o derece büyük farz edelim ki, iki ceviz terazinin iki gözüne konulsa hisseder ve iki güneşi de istiab edip tartar. O iki kefesinde bulunan iki cevizi birini semavata, birini yere indiren aynı kuvvetle, iki şems bulunsa, birini arşa, diğerini ferşe kaldırır, indirir.
Madem şu âdi, nâkıs, fâni mümkinatta nuraniyet ve şeffafiyet ve intizam ve imtisâl ve muvazene sırlarıyla, en büyük şey en küçük şeye müsavi olur. Hadsiz hesapsız şeyler bir tek şeye müsavi görünür; elbette Kadîr-i Mutlak'ın zatî ve nihayetsiz ve gayet kemâlde olan kudretinin nuranî tecelliyatı ve melekûtiyet-i eşyanın şeffafiyeti ve hikmet ve kaderin intizâmâtı ve eşyanın evâmir-i tekviniyesine kemâl-i imtisali ve mümkinatın vücut ve ademinin müsavatından ibaret olan imkânındaki muvazenesi sırrıyla; az çok, büyük küçük ona müsavi olduğu gibi, bütün insanları bir tek insan gibi bir sayha ile haşre getirebilir.
Hem bir şeyin kuvvet ve zaafça merâtibi, o şeyin içine zıddının müdahalesidir. Meselâ, hararetin derecatı, soğuğun müdahalesidir; güzelliğin merâtibi, çirkinliğin müdahalesidir; ziyanın tabakâtı, karanlığın müdahalesidir. Fakat bir şey zatî olsa, ârızî olmazsa, onun zıddı ona müdahale edemez. Çünkü cem-i zıddeyn lâzım gelir.
Bu ise, muhaldir. Demek asıl, zatî olan bir şeyde merâtib yoktur. Madem Kadîr-i Mutlak'ın kudreti zatîdir, mümkinat gibi ârızî değildir ve kemal-i mutlaktadır. Onun zıddı olan acz ise, muhaldir ki tedahül etsin. Demek bir baharı halk etmek, Zât-ı Zülcelal'ine bir çiçek kadar ehvendir. Eğer esbaba isnad edilse, bir
_______________
1. Nokta Risalesi, Mesnevî-i Nuriye’nin âhirinde neşredilmiş olup, Üstadımızın sonuna koydukları nota göre, o risalenin İkinci Kısmı bu Onuncu Söz ile Yirmi Dokuzuncu Söz, Üçüncü Kısmı ise Nurun İlk Kapısı isimli risaledir.
2. En yüce sıfatlar Allah’ındır. (Nahl Suresi: 60.)